Email
Sık Kullanılanlara Ekle
Lezzet Moda Eğitim Güzellik Turizm Spor Evlilik Çocuk Otomotiv Pet Mobilya İnşaat Tamirci Hizmet Temizlik Sigorta Nakliye
Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye Halkına Türk Milleti denir. - M.K.Atatürk

23 Ekim 2014 Perşembe
Ne Mutlu Türküm Diyene !
Ankara Sembolleri PDF Yazdır e-Posta

Ankara Kedisi dünyanın en sevilen saf kan kedi ırkları arasında yer almaktadır. Nesiller boyu 'Ankara' her zaman uzun tüylü kediyi nitelendirmek için kullanılan bir terim olmasına rağmen tek saf kan Ankara, ataları Türkiye'den çıkmış olan Türk Ankarası'dır. Ankara kedisi Türkiye'de üretilmiş doğal ve saf bir kedi ırkıdır. Ankara kedisi ülkesinin ulusal hazinelerinden biri sayılmaktadır. Ankara Kedisi dünyanın dikkatini ilk kez Haçlı Savaşları sırasında çekti. 1620-1625 yıllarında Fabri de Peiresc adındaki bir Fransız bilim adamı ülkesine eski Ankara'dan bir kaç saf beyaz kediyle dönmüştü.

Ürettiği yavrular Fransız soyluları arasında dikkatle dağıtıldı. İlk yavrulardan biri Fransız devlet adamı Cardiani de Richekieu'ya verildi. 18.yy da XV. Louis gibi XVI. Louis veMarie Antoinette de bu asil kedilerin hayranları arasına girdi. Bu dönemde yapılmış pek çok yağlı boya tablo Ankara Kedilerini çeşitli renklerde resmetmektedir. 19.yy'da pek çok Ankara Kedisi Fransa'dan Amerika'ya İhraç edilmiştir.

1962'de birçok Amerikan askeri personeli, Ankara Hayvanat Bahçesi'nde 45 yıllık bir üretim programının ürünü olan Ankara Kedilerini gördüler. Bir kaç çift alınarak Amerika'ya götürerek ırka ilginin yeniden doğmasını sağladılar. Bu ipeksi orta uzunlukta kürkü olan ince uzun yapılı kediler safkan kedi güzelliği ve zevkini çıkaran tüm ülkelerde sevilip ilgiyle üretilmeye devam etmektedir.

 

 

  Ankara Keçisi

Birçok ülkede mohair diye adlandırılan tiftik, bilindiği gibi bütün dünyaya yurdumuzdan yayılan Ankara Keçisinin ürünüdür. Bu nedenle Tiftik Keçisi, dünya literatüründe Ankara Keçisi (The Angora Goat) olarak tanınır.

Ankara Keçisini 13. yüzyılda Hazer Denizinin doğusundan, Anadoluya Türkler getirmişlerdir. Ankara Keçisi, Orta Anadolu'nun kurak iklim ve toprağı ile iyi bir şekilde bağdaşarak o zamandan beri bu bölgede gelişmiş, Orta Anadolu'ya özgü ve seçkin bir gelir hayvanı olma özelliğini bugüne kadar sürdürmüştür.

1939 yılına kadar sadece Orta Anadolu'da, özellikle Ankara ve çevre İllerde ekonomik bir değer olan Ankara keçisi, buradan değişik tarihlerde dış ülkelere götürülmüş ve gittiği yerlerde esas ismini korumuştur. Halen bütün dünyada Ankara Keçisi olarak tanımlanmakta ve bu sayede Ankara'nın dolayısıyla Türkiye'nin ismini tüm dünyaya duyurmuş bulunmaktadır.

Ankara Keçisi Ankara'nın bütün ilçelerinde yetiştirilmekle beraber, en çok ürün alman ilçeler Ayaş, Beypazarı, güdül ve Nallıhan'dır.

Ankara Keçisi'nin yünü olan tiftik, hayvansal kaynaklı elyafın 'special kıl elyafı' bölümünde yer almaktadır. Gerek üretimin fazlalığı, gerekse sahip olduğu bazı özelliklere nedeniyle tiftik, bu gurupta incelenen kaşmir, alpaka, deve tüyü, keçi kılı vb. gibi hayvansal elyafın başında yer alır. Bugün dokuma sanayiinde yapağıdan sonra en çok kullanılan ve aranılan bir elyaf olduğu rahatlıkla söylenebilir. Bir tekstil elyafı olmakla birlikte, genelde dokuma sanayiinde saf olarak kullanılmaz. Pamuk, yün, tabii ve akrilik gibi suni elyaflarla değişik oranlarda karıştırılarak kullanılır. En büyük tüketimi tekstil sanayi indedir. Kumaşlarda, lüks battaniyelerde, halıcılıkta, trikotaj endüstrisinde, peruk ve oyuncak sanayiinde ve paraşüt ipi yapımında kullanılmaktadır.

Tiftik Keçisi Anadolu'ya geldiğinden itibaren Ankara ve çevresinde yavaş yavaş sof üretimi görülmektedir. Tiftik Keçisinin tüyleri İşlenerek iplik haline getirilir ve bu İplikten Türk Kumaşları arasında ayrı bir özelliği olan 'Ankara Sofu' üretilirdi. Renk çeşitleri, dokunuşlarındaki ustalıklar, desen incelikleri dikkat çekmekteydi. Yerli ve yabancı Tüccarlar tarafından önemli bir pazar oluşturmaktaydı.
  

Ankara Tavşanı

Dünyada Avustralya'dan Fransa'ya kadar birçok ülkede yetiştirilen ve sayıları milyonlarla ifade edilen Ankara Tavşanı, anayurdundaki birkaç çiftlikte bine yakın bulunuyor.

Ankara Tavşanı tarihi belgelere göre 1723 yılında Anadolu'da tamamen yok olmuştur. Almanya'da yaşayan gurbetçi bir vatandaş tarafından yeniden anayurduna getirilen Ankara Tavşanı kayseri'de bir çiftlikte yetiştirilmeye başlanmıştır. Ankara'da Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'na ait bir enstitüde de yetiştirilen Ankara Tavşanının sayısı sadece 500-1000 arasındadır. Tesadüfen bulunulan bu ırkı anayurdunda yaygınlaştırma çalışmaları devam etmektedir.
Çok değerli olan Ankara Tavşanı anayurduna kolay uyum sağlamıştır.

Ankara Tavşanı, bir batında 4 ile 14 arasında yavru doğurur. 40 santimetreye kadar ulaşan yünü iki-üç aylıkken kırkılmaya başlar ve her hayvan yılda ortalama 1 kilo yün verir. Hafif ve yüksek ısı tutan, özellikle angora kazak üretimi ve elektromanyetik etkisi nedeniyle romatizma hastalan için üretilen giyeceklerde kullanılan Ankara Tavşanının yünü altın değerindedir.

Ankara Tavşanından elde edilen Angora yünü, koyun yününe göre sekiz kat fazla ısı vermekte ve alerjiye de yol açmamaktadır. Ankara Tavşanının yününden yapılan korse, dizlik, iç çamaşırı, fizik tedavi ve nevraljide kullanılan termal giysilerin, dolaşım bozukluğu ve romatizma başta olmak üzere bir çok hastalığa iyi gelmektedir.

 

 


Ankara Takla Güvercini

Takla güvercinleri ile birlikte Ankara ünlülerini “dört beyaz” olarak tanımlamak daha doğrudur. (Süt) beyaz ve beyaza yakın renklerin çoğunlukta olduğu bu takla güvercini türü gerçekten de Türkiye’nin ve dünyanın performansı en yüksek takla güvercinleri arasında yer almaktadır.

Ankara takla güvercinlerinin, diğer takla türlerine göre en önemli özelliği, yukarıda ifade edildiği üzere “performansı”dır. Performanstan kasıt uçma süresi, konmak amacıyla yere yaklaşma sıklığı, her yaklaşma sonrası, ayakları tam yere değecekken konamadan yeniden tırmanışa geçme (fışkırma) sayısı, fışkırmanın dikliği, fışkırma sürecinde atılan taklaların çokluğu ve kalitesidir. Zira, öteki takla ırklarının aksine Ankara güvercinlerinin taklaları arasında çok az bir zaman dilimi vardır ve çok daha sıkı takla atarlar. Her takladan sonra hafif (çoğu zaman dikkati çekmeyecek kadar) bir yükseklik kaybedip tekrar tırmanışa çıkarlar (fışkırma). Tırmanışı öteki ırklara göre biraz daha kısa fakat daha fazla kombinasyonla (her takla atıp tırmanışa bir kombinasyon dersek) doludur. Damarı sert olanlar, yani safkan Ankara taklası olanlar delicesine takla atar ve kısa bir süre uçurulmayınca tutulur (takladan uçamamak). Hayatlarını idame ettirmek açısından sıkıntılı bir dönem olan “tutulma” durumunda bırakın ayaklarının yerden kesilmesini, adeta yürürken bile takla atarlar. Bu durum ise bazen başlarını sert zemine çarpıp ölümle sonuçlanabilecek kadar tehlike taşır.

Oyunlarının sertliği ve klasik fiziği ile Ankara taklaları en favori olan taklacı türüdür. Ankara güvercin yetiştiricileri Türkiye'de belki de kendi ırklarına sahip çıkmış tek yöresel yetiştiricilerdir. Bu ırkı saf halinde bulabilmek Ankara’da halen olasıdır. Ancak, ırkın diğer ırklarla kırma yoluyla soyunun kaybolmaması için gerekli ve bilinçli tedbirlerin alınması büyük önem taşımaktadır.

Ankara takla güvercinlerinin fiziksel özellikleri ise şöyledir. Bu tür vücudu, kafası ve kanatları itibarıyla Türkiye’deki takla güvercini ırklarının en küçüğüdür. Renk itibarıyla ise Ankara taklaları gümüş ve kahverengi renkleri dışında her renkte bulunur ancak her zaman renkleri hafif kirlidir. Kuşçu terminolojisinde “kirli” terimi rengin canlı olmaması, göreli olarak “mat olması” anlamını taşımaktadır. “Gök” renginde olanlar, diğer bir deyişle “Maviler”, sokaklarda çatılarda sıkça gördüğümüz yabani güvercin mavisi gibi koyu ve sisli mavidir. “Araplar” yani siyahlar ise hiçbir zaman koyu arap olmayıp daha açık renktedir ve kanatlarındaki şeritler (mavilerde olduğu gibi) siyah rengin altında bellidir. Bunun nedeni de genetik olarak gerçek arap olmayıp çok koyu maviden gelmeleridir. Bu kuşların birbirine vurulmasıyla koyu mavi elde edilmesi normaldir. Limon, portakal, şeker ve kırmızılar her zaman grimsi (kül rengine yakın) bir renkle kaplıdırlar. Bu dört renkten birisine sahip olan bir Ankara taklasının hiç bir zaman kuyruk ve kanat uçlarının süt beyaz olmaması ve grimsi bir beyaz olması yaygındır. “Açık boz” denilen ve çoğu güvercin yetiştiricilerinin “kirli sabuni” olarak bildiği renk Ankaramıza aittir. Aslında bu renk tonu sabuni ile ilgili olmayıp mavi renginin bir tonudur.

Benzer bir renk durumu kahverengilerde de mevcuttur. Açık kahverengi olarak bilinen bu renk aslında yine maviden gelme olup gerçek kahverengi rengiyle ilgisi yoktur. Bunu anlamak için basit bir test kuşun büyük teleklerine bakmakla yapılabilir. Gerçek kahverengi güneşin etkisiyle renk kaybına uğrar. Bu nedenle kuşun kanadı açıldığında en uzun tüyün kanat kapalıyken bir önceki tüy tarafından kapatılmış kısmı (güneş görmeyen) en uzun tüyün uç kısmından daha koyudur. Sanki bir gölge gibi görünür. Bunu Ankara kahverengilerinde görmek olası değildir.

Ankara, ayrıca Ankara Çiğdemi, Armudu, Ankara Balı ve Kalecik Karası adıyla bilinen üzümüyle de ünlüdür.
 

 


 

REKLAM AÇIKLAMALARI
ankara inşaat firmaları,ankara firmalar, şehir rehberi,ankarada nereye gitsek ,ankarada aktiviteler, ankara etkinlik,ankara events, ankarada gezilecek yerler,