Email
Sık Kullanılanlara Ekle
Lezzet Kuyumcu Eğitim Güzellik Turizm Spor Evlilik Çocuk Otomotiv Pet Mobilya İnşaat Tamirci Hizmet Temizlik Sigorta Nakliye
Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye Halkına Türk Milleti denir. - M.K.Atatürk

02 Eylül 2014 Salı
Ne Mutlu Türküm Diyene !
Tarihçesi PDF Yazdır e-Posta

"Siberis" (Aladağ Çayı) üzerindeki köprüden geçerek "Sykeon'a (Çayır- han yakınlarında Gülşehri) ulaşır ve Ankara'ya kadar gelir. Şimdiki yerleşim yerinin yakınında bulunan eski "Gordium" şehri, Romalıların Britanya krallarıyla yaptıkları savaşlarda tahribata uğrayınca terkedilir. Harap olan eski şehrin yerinde "Cleon" (Kaleon) tarafından yeni bir şehir kurulur ve ismi de "Juliopolis" olarak değiştirilir. Juliopolis, eski Gordio Koume'ye verilen isimdir. Son Bizans devrinde ismi tekrar değiştirilmiş ve "Basileon" olur.

1073 yılından itibaren Oğuz Türkmen boylarının akınları ile Bizans hakimiyetinde bulunan bölge, Türklerin eline geçer. Bu bölgeye OğuzTürkmen boyları gazi-dervişlerin kurduğu zaviyelerle iskana açılır. Daha sonra "Horasan melametiliği"ni benimseyen dervişlerin kurduğu zaviyelerin etrafında meydana gel en köyl er, "Fütüvvet ehli" ahi büyüklerinin de zaviyeleri ile zenginleşir. Anadolu Selçukluları zamanında yaşamış ünlü mutasavvıf Yunus Emre bu bölgede yaşar. Günümüzde Tabduk Emre Köyü'nde, Yunus Emre'nin mürşidi "Tabduk Emre" dergahı ve türbesi bul unmaktadır. Osmanlı Devletinin kuruluşunda büyük emeği geçen "Çandarlı" ailesi de Nallıhan bölgesinde yaşamış olan "ahi" büyüklerindendir.

Osmanlı döneminde tarihi Roma Yolu, "İstanbul-Bağdat Caddesi" adı ile önemini korumuş, 1603-1617 yılları arasında Osmanlı padişahı olan Sultan Birinci Ahmed'in sadrazamı Nasuh Paşa tarafından bu yol üzerine üç adet han yaptırılmıştır. Bu hanlar; "Çayır Han", "Nallı Han" (Koca Han) ve "Ulu Han"dır. Nasuh Paşa ayrıca Nallıhan ilçe merkezinde bir cami ve hamam yaptırır.

Askeri ve ticari yol güzergahında bulunan ilçede Türklerin haricinde Ermeniler de yaşamış, bu birliktelik "tehcir"e kadar devam etmiştir. Osmanlı yönetiminde "Hüdavendiğar" (Bursa) sancağına bağlı bir nahiye merkezi olan "Karahisar-ı Naallu", ondokuzuncu yüzyılın ilk yarısında Ankara sancağına bağlanarak, "Korupazarı Naallu" ve "Karahisar-ı Naallu" diye ikiye ayrılır. Daha sonra "Karahisar-ı Naal- lu" adıyla anılır.

Ünlü seyyahımız Evliya Çelebi, Ankara'dan hareket ederek Beypazarı, Çayırhan, Nallıhan ve Uluhan Köyü üzerinden Gölcük'e geçer. 1571 tarihli Osmanlı Tahrir Defterindeki kayıtlarda; Nahiye-i Karahi- sar-ı Na'llu'nun 3 mahalleden oluştuğu, zeamet türü vergi ödediği, kendisine 144 köy ve 17 mezranın bağlı olduğu yazılıdır. Osmanlı idari teşkilatındaki değişiklikler sonucunda kaza merkezi olan Nallıhan'da 1864 yılında belediye teşkilatı kurulur. 1887 yılında Nallıhan kasabasında yanan Ermeni kilisesi ile mektebinin yeniden inşasına ruhsat verilir.

Osmanlı döneminde ipek böceği kozasının yetiştirildiği önemli bir merkezdir. Günümüzdeki Subaşı Köyü, Osmanlı döneminde idari bir birim olan "subaşılık"tır. Bu köyde halen Osmanlı dönemi, sanat değeri olan mezar taşları vardır. Ayrıca Emrem Sultan Köyünde "Tabduk Emre Türbesi ve dergahı", Caferi Sadık Türbesi", Tekke Köyü'nde "Bacım Sultan Türbesi", Ömerşeyhler Köyünde "Şeyh Ömer Türbesi", Sobran Köyünde "Hasan Dede Ziyaretgahı", Akdere Köyünde "Hoş Ebe Ziyaretgahı", ilçe merkezinde Osmanlı sadrazamı "Hacı İvezzade Halil Paşa"nın kabri; alim ve mutasavvıf Nallıhanlı Çelebi Yusufzadelerden Mehmet Efendi'nin oğlu "Şeyh Hasan Ziyaüddin Efendi"nin kabri vardır.

1907 yılına ait "Ankara Vilayeti Salnamesi"nde "Nalluhan Kazası"nın Kaymakamı Mustafa Fehmi Bey, Naibi İbrahim Nazmi Bey, Müftüsü Ahmed Hazım Efendi ve Bel ediye Relsi Ali Bey'dir. 15.989 müslüman ve 923 gayr-i müslim nüfusu, 60 köy, köyler dahil 3000 hane, 120 dükkan, 70 cami ve mescid, 2 medrese, 1 mekteb-i rüşdiye ve 67 sıbyan mektebi bulunmaktadır.
1928 yılında "Çayırhan" ve "Beydili" bucak merkezi olur. 1973'ten sonra ise Beydili köy, idari birimi Çayırhan ise belde olur.

Sarıyar Barajının yapımıyla Nallıhan'a bağlı üç köy; "Sarılar", "Yar- dibi" ve "Fasıl" baraj gölü suları altında kalır. Gökçekaya Barajı'nın yapımından etkilenen "Nallıkozlu" Köyü Emremsultan Köyü hudutları içine, "Karahisarkozlu" ise kendi yaylasına taşınır.

Ankara-Nallıhan karayolu üzerinde, Sarıyar Barajı yakınında, ilçe merkezine 35 km. mesafede ve 8.629 nüfuslu, bucak merkezi olan bir beldedir.
"Antik Roma Hac Yolu" üzerinde bulunması, ilk iskan yerlerinden olduğunu gösterir. İstanbul'dan başlayan bu yol Çayırhan üzerinden Ankara'ya ulaşır. Günümüzde Roma dönemine ait, Çayırhan Termik Santral Bakım Müdürlüğü yanında "Antik Su Kanalı", Sarıyar Baraj Gölü'nün doğusunda "Kanlıtepe Nekropol"ü ve "Gülşehri Antik Yerleşmesi", "Köyyeri mevkii"nde, eski "İpek Yolu" üzerinde bulunan bir "höyük" bulunmaktadır.
Tarihi Roma Yolu, Selçuklular ve Osmanlılar döneminde de kull anılmış ve Birinci Sultan Ahmed'in Başvezirlerinden Nasuh Paşa, baş- vezir olmadan önce Halep'ten dönerken Konya, Ankara, Nallıhan, Göynük ve Geyve yolunu, bugünkü 1 numaralı devlet yolu olarak anılan, zamanın "İstanbul-Bağdat yolu"nu izlemiş ve bu yörede Çayırhan, Nallıhan, Uluhan'da üç han yaptırmıştır. Çayırhan'ın adını aldığı han ise bugünkü Çayırhan'da zaman zaman yağmur duasına çıkılan "Küpdedesi" adıyla anılan yatırın bulunduğu yerde yapılmıştır. Hanın kalıntılarına bugün de rastlanmaktadır. Çayırhan, zaman içerisinde konaklama yeri olmaktan çıkar ve Hanın çevresi iskana açılır. İdari yerl eşme dur umuna gel en köy, 1928'de bucak merkezi olur. İlk yıllarda bucakta, bucak müdüründen başka jandarma karakolu, nüfus ve tapu memurlukları açılmış, fakat bunl ar sonradan kaldırılmış, 1973'ten sonra bucak müdürü de atanmamış ve Çayırhan'da 1976'da belediye teşkilatı kurulur.
 

Tabduk Emre


Ünlü Türk mutasavvıflarındandır.13 . Yüzyılda yaşayan Tabduk Emre Hoca Ahmet Yesevi' nin (1093-1166) müridi olup ,Orta Asya 'dan gelerekAnadoluda Sakarya vadisinde Karanlık dereye (Bugünkü Emrem Sultan Köyü) yerleşen Alperenlerin ulularındandır.
Mevlana ,Ahi Eren,Hacı Bektaş Veli'nin , Yunus Emre 'nin hocası olan Tabduk emre Anadolu' da Türk kültürünün temelini atan ve inançta birliği sağlayan devrin manevi büyüklerindendir. Tabduk Emre yerleşdiği Sakarya Vadisinde bir dergah kurarak çivtçilik ve hayvancılık yapmış ve burayı üretim merkezi haline getirmiştir.Yunus Emre gibi birçok mürid yetiştiren Tabduk Emre hoşgörülü ve sevgi dolu bir insan olup burada yapılan türbede yatmaktadır.Mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait olan 6X6 kare olan mekana sahip Türbede 6 sanduka yer almaktadır.Ortada en büyük sanduka Tabduk Emre Hazretlerine ait olup , diğer sandukalarının eşi ve 4 çocuğuna ait olduğu bilinmektedir.Türbe giriş kapısı üzerinde okunamayan 4 satırlık bir kitabe bulunmaktadır.Türbenin orijinal ahşab kapısı 1997 yılından beri Ankara Etnoğrafya müzesinde sergilenmektedir.Türbenin dış duvarlarında yer yer devşirme malzeme kullanılmış olup 1954-1958,1991ve 1999 yıllarında restorasyon görmüştür

 
 

REKLAM AÇIKLAMALARI
ankara inşaat firmaları,ankara firmalar, şehir rehberi,ankarada nereye gitsek ,ankarada aktiviteler, ankara etkinlik,ankara events, ankarada gezilecek yerler,